TESLİMİYET GERÇEKTEN NE DEMEK-KONTROL ETMEKTEN GÜVENE GEÇMENİN HİKMETİ

 


Teslimiyet Gerçekten Ne Demek?

Kontrol Etmekten Güvene Geçmenin Hikmeti

Teslimiyet kelimesi çoğu zaman yanlış anlaşılır.

Bazıları teslim olmayı vazgeçmek, pes etmek ya da hiçbir şey yapmadan beklemek sanır.

Oysa gerçek teslimiyet, bırakmak değil; emanet etmektir.

Teslimiyet; insanın elinden gelen gayreti gösterdikten sonra, sonucunu zorlamayı bırakıp kalbini Yaradan’ın hikmetine yaslamasıdır.

Yani teslimiyet, edilgen bir bekleyiş değil; bilinçli bir güvendir.

İnsan zihni kontrol etmek ister. Çünkü kontrol, ona güven hissi verir.

Her şeyi planlamak, hesaplamak, sonucu belirlemek ister.

Fakat hayatın akışı, insanın planlarından çok daha geniştir.

İşte teslimiyet, bu noktada başlar: İnsan kendi sınırlı bakışını fark ettiğinde.

Teslimiyet, “Ben artık uğraşmıyorum” demek değildir.

Tam tersine, “Ben gayretimi yaptım, şimdi sonucu zorlamıyorum” diyebilmektir.

Çünkü bazı kapılar çabayla değil, uyumla açılır.

Hayatta en çok yorulduğumuz yerler, en çok kontrol etmeye çalıştığımız alanlardır.

Bir ilişkiyi zorla yürütmeye çalışmak,

bir sonucu oldurmaya çabalamak,

sürekli zihinde senaryolar kurmak…

Bunların hepsi kalbi daraltır.

Teslimiyet ise kalbi genişletir.

Teslimiyet, olanı kabullenmek değil; olanın içindeki hikmeti aramaktır.

Başına geleni pasifçe kabul etmek değil, onun seni neye çağırdığını anlamaya niyet etmektir.

İnsan teslim olduğunda hayat bir anda sorunsuz hale gelmez.

Ama kalbin yük taşıma biçimi değişir.

Direnç azalır.

Zorlama azalır.

Kaygı yavaş yavaş yerini sükûnete bırakır.

Çünkü teslimiyet, dış dünyayı değil, iç dünyayı düzenler.

Teslimiyetin en önemli tarafı güvendir.

Güven, her şeyin istediğimiz gibi olacağına inanmak değildir.

Her ne olursa olsun, bunun içinde bir anlam olduğuna inanabilmektir.

Teslimiyet gösteren insan, artık sürekli “Neden böyle oldu?” diye sormaz.

Onun yerine “Bu bana ne anlatıyor?” diye sorar.

Bu soru, insanı kurban psikolojisinden çıkarır, farkındalığa taşır.

Teslimiyet bir anda gerçekleşen bir durum değildir.

Bir süreçtir.

Her gün biraz daha bırakmayı, biraz daha güvenmeyi öğrenmektir.

Bazen planladığımız şey olmaz.

Bazen istediğimiz kapılar kapanır.

Bazen beklediğimiz cevap gelmez.

Teslimiyet işte tam burada sınanır.

Çünkü teslimiyet, her şey yolundayken değil, yol belirsizken seçilen bir duruştur.

Gerçek teslimiyet, insanın şunu diyebildiği anda başlar:

“Ben her şeyi görmek zorunda değilim.

Ama yürüdüğüm yolun sahipsiz olmadığını biliyorum.”

Teslimiyet, vazgeçmek değil; yükü tek başına taşımaktan vazgeçmektir.

Kontrolü bırakmak değil; kalbi güvene açmaktır.

Ve çoğu zaman insan, en büyük huzuru tam da bıraktığı yerde bulur.

Kapanış Niyeti

“Ya Rab,

Elimden geleni yapmayı,

sonucunu Sana bırakmayı bana öğret.

Kalbimi kaygıyla değil, güvenle doldur.

Zorladığım yerleri yumuşat,

tuttuğum yükleri hafiflet.

Beni Sana güvenerek yürüyen kullarından eyle. Âmin.”


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ÇEKİM YASASI:KALBİN FREKANSINDA YARATILAN GERÇEKLİK

KALBİN YORULDUĞUNU NASIL ANLARSIN-Ruhun Sessizce Verdiği İşaretler

ZAMANIN KUANTUM HAPİSHANESİ:Bilinçaltımız Neden Geçmişin Frekansında Titreşiyor